Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

[-]
Etiketler
röportaj yavuz armağan

Armağan Yavuz Röportaj
#1
TW_intro1-1024x462.jpg

Armağan Yavuz Röportajı:
 
Merhaba Armağan Bey, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1971 doğumluyum. Bilkent Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Orada aynı zamanda yüksek lisans da yaptım. 2005 yılında eşimle birlikte Taleworlds’ü kurduk ve küçük bir ekiple çalışmalara başladık.
 
Yüksek lisans’ı ne üzerine yaptınız?
Bilgisayar Mühendisliği’nde yapay zeka ve daha sonra bir müddet grafik üzerine de çalıştım. Doktora teşebbüsüm de oldu ancak bitiremedim.
 
[Linkleri yalnızca üyeler görüntüleyebilir. Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın.]
Armağan Yavuz İle Bir Fotoğraf

Kısaca “Mount and Blade” ten bahsedebilir misiniz?
Ben de bir bilgisayar oyuncusu olduğum için benim de bir oyun yapmak üzerine hayallerim vardı. Daha küçük çaplı oyunlar yapıyordum ama genel olarak Ortaçağ oyunlarında gördüğüm gerçek dışılık ve fantezi dünyasını yıkmak adına daha gerçekçi bir Ortaçağ oyunu yapmaya karar verdim. Aslında biraz kendimi tatmin etmek için hobi olarak başladığım bir projeydi. Sonra üzerinde çalıştıkça daha ciddi bir hal aldı. Yani, esas olarak Ortaçağ oyunlarını oynarken şöyle olsaydı iyi olur dediğim kısımları gerçekleştiren bir oyun yaptım. Zaten bu gerçekçilik beklentisinin çoğu kişide de olduğunu oyunu piyasaya sürdükten sonraki geri bildirimlerden anladım.
 
Böyle bir oyun yapmak ne zaman aklınıza geldi?
Tam bir tarih vermek zor ama daha çok üniversite sonrasında başladı. Çünkü biz okurken ciddi bir aksiyon oyunu yapma teknolojisi çok zordu. Bugünlerde Unity motorunu alıp birkaç saatlik derslerle somut bir şeyler çıkarabiliyorsunuz. O zamanlarda oyunu 256 renk moduna geçirebilmek Dr. Dobb’s Journal da çıkmış bir assembly kodlarını bulup çalıştırmak gerekiyordu. Tabii onlar çok zor olduğu için üniversite yıllarımda çok ciddi bir adım atamadım. Asıl adımı üniversiteden sonra attım.
 
Neden Ortaçağ’da geçen bir oyun hazırladınız? Ortaçağ’a ayrı bir ilginiz mi vardır?
Çok özel bir ilgim vardı diyemem. Herkesin ne kadar ilgisi varsa benimde o kadardı.
 
Bildiğim kadarıyla oyunun ilk versiyonunu siz yazdınız. Peki, tamamını siz mi yazdınız? Kimlerden nasıl yardım aldınız?
İlk prototipi ben yazmaya başladım. Oyun ilk çıkıp yayınlayana kadar 5-6 kişilik bir ekibimiz vardı. Eşimle birlikte bir deneme versiyonu hazırladık. Yayımcılara götürdük ancak bir destek alamadık. Bunun üzerine oyunculara gidelim onlardan destek alalım dedik ve bir web sitesi açtık. Web sitesi üzerinden, oyun henüz bitmemesine rağmen insanları oynamaya ve destek vermeye çağırdık.
 
O an başka bir yerde de görev almıyordunuz. Şirketi kurmuştunuz ve yaptığınız oyunun tutmasını bekliyordunuz değil mi?
Evet, yani o zaman bu yola baş koymuştuk ya bu iş tutacaktı ya da başka bir yerde işe girecektik.
 
Böyle bir şey yapmak aslında hiç kolay değil. Bir yerde çalışmıyorsunuz ve sıfırdan bir oyun yapıp tutmasını bekliyorsunuz. Türkiye’de de pek benzeri olmayan bir durum. Bunun için kimden esinlendiniz?
Hani o, bir yandan cesaret işi yani çok da tavsiye etmem çünkü çok stresli bir dönemdir. Bir şey yapıyorsun ne olacak sonunu bilmiyorsun. Ailen sana biraz çılgın ya da “Bizim oğlan kendi kendine bir şeyler yapıyor.” gözüyle bakıyor. O dönemde oyun yapımı da şimdiki kadar popüler bir durum değildi. Ama içimde bir hissim vardı bunun işe yarayacağına dair ve o hissi izledim, nitekim yaradı da.
[Linkleri yalnızca üyeler görüntüleyebilir. Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın.]
Taleworlds'den Bir Fotoğraf
 
Çalışma düzeniniz nasıldı? Bütün gününüzü bu işe mi ayırmıştınız?
Evet, çok yoğun çalışıyordum.
 
İlk versiyonunun dağıtım süreci biraz zorlu olmuş sanırım. O zamanları biraz daha detaylı anlatabilir misiniz?
Biz oyunu deneme olarak gönderdiğimizde yayımcı bulamamıştık ancak biz kendimiz ortaya çıkıp oyunumuz popülerleşmeye başladıktan sonra yayımcılar bize gelmeye başladılar. Hani çok büyük yayımcılar değildi gelenler ama şimdiki yayımcımız Paradox Interactive gibi orta ölçekli yayımcılar gelmişti.
 
 
Diğer oyunlardan farklı olarak gerçekçilik dediniz. Peki, başka farklı olduğu ya da onlardan daha iyi olduğu noktalar nelerdi? Neden bu kadar sevildi?
Benim oyuncu olarak hoşuma giden unsurlara yer verdim. Bunlardan biri oynayanın el ve göz koordinasyonunu daha çok kullanmasını sağlamaktı. Mümkün olduğu kadar Ortaçağ’daki bir şövalyenin ya da atlı askerin nasıl hareket edebileceğini koyduk. Mesela birisi size saldırdığı zaman savunmanız gerekiyor ya da saldırırken karşınızdakinin açığını aramanız gerekiyor. Bu da oyunun oynanış mekaniğini çok daha keyifli kılıyor ve kontrolde oyuncunun daha çok söz sahibi olmasını sağlıyor. Diğeri ise şu, şu an bile piyasadaki birçok oyunun çok sığ bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Yani çok ciddi bir özgürlük sunmuyorlar, oyun dünyasında sizden sadece bir seviyeden başlayıp seviyenin sonuna gitmeniz bekleniyor. Buna karşılık Mount and Blade size geniş bir dünya sunuyor ve sen bu geniş dünyada bir karakter oluyorsun. İstersen bir tüccar olursun malları ticari zekânı kullanarak en çok kar edeceğin biçimde alıp satabilirsin ya da bir kral olmaya çalışabilirsin. Yani oyunun dünyasında çok alttan alta yatan hikâyeler var mesela krallıktan kovulmuş olan ama krallıkta söz sahibi olan, tarihte de birçok kez görüldüğü gibi, bir karakter var. O karakteri bulup yardım ederek sen de krallıkta söz sahibi olup bir iktidar mücadelesi içine girebilirsin. Oyuncunun hem el becerisine hem de zekâsına saygılı bir oyun.
 
Oyunun ismine ya da web sitesine baktığımızda hep İngilizceyi tercih etmişsiniz. İlk baştan beri aklınızda dünyanın oynayacağı bir oyun yazma fikri var mıydı?
Evet, aynen öyle düşünüyordum. Bilgisayar oyunu konusunda iç pazara yönelik bir oyun da yapılabilirdim ama bütün dünyanın oynayabileceği bir oyun yapmak bana çok daha cazip geliyor. İş modeli olarak da daha anlamlı çünkü Türkiye’de büyük bir pazar ama yetmiş milyonluk bir pazara bir şey yapıyorsunuz; yurt dışında ise çok daha büyük bir pazara iş yapıyorsunuz.
 [Linkleri yalnızca üyeler görüntüleyebilir. Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın.]
Warband geliştirme paketiyle başta çok oyunculu mod olmak üzere birçok yenilik geldi. Peki, bu sürümü geliştiren ekip kaç kişiydi? Geliştirme sürecinde nelerden yaralandınız? Müzik ve hikaye için profesyonel yardımlar alıyor muydunuz?
İlk oyun için ekibimiz 5-6 kişiydi. İkinci oyunda 8-9 kişilik civarındaydık. Tabii profesyonel yardımlarda alıyorduk. Yazarımız yurt dışından, müzikleri yine yurt dışından birileri yapıyordu. Çoğu oyunun içindeki çizimleri yine yurt dışından birisine çizdiriyoruz.
 
[Linkleri yalnızca üyeler görüntüleyebilir. Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın.]Sonraki geliştirme paketi ateş ve kılıç sanırım bir Rus firması tarafından geliştirildi. Neden böyle bir gereksinim duydunuz bunun detaylarını anlatabilir misiniz?
Orada da şöyle bir şey oldu. Biz oyunumuzu geliştirdikten sonra oyun motorumuzu lisanslamak da istedik. Rusya’da oyunumuzu dağıtan firma çok ilgilendi bununla öncelikle Rusya’da ve Doğu Avrupa’da yayımlanan bir oyun yaptılar ateş ve kılıç adında. Bu bizim çok hoşumuza gitti. Gerçekçi bir Dünya’da tarihsel bir romana dayanan bir oyun çok hoşumuza gittiği için birlikte dünyada çıkarmak istedik.
 
Peki, iş bölümü nasıldı?
Oyunun çoğunu onlar yaptılar biz sadece çoklu oyun için gereken kısımları yaptık.
 
Üçüncü sürümün konusunu (Nobel ödüllü yazar Henryk Sienkiewicz kitabı; Ateş ve Kılıç) siz mi belirlediniz?
Yok, konuyu onlar seçti.
[Linkleri yalnızca üyeler görüntüleyebilir. Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın.]
Taleworlds'den Başka Bir Fotoğraf
 
Şu an ki ekibiniz kaç kişi?
25 kişi.
 
2 yılda 8-9 kişilik bir ekipten 25 kişiye iyi bir yükseliş.
Evet.
 
Sonraki hedefiniz neler? Tamamen değişik bir oyun yapmayı düşünüyor musunuz?
Çok değişik projelerimiz var. Ancak, henüz bir açıklama yapmadık bu konuyla ilgili.
 
Son zamanlarda “akıllı telefonlar ve uygulamaları “çok popüler. Peki, oraya bir oyun yapma planınız var mı?
Yani, olabilir bu konuyla da ilgileniyoruz. Umarım bir dönem oraya da bir şeyler yapacağız.
 
Peki, bu oyun teknolojileriyle ilgilenen arkadaşlara ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?
Şu anda oyun teknolojileri çok ulaşılabilir. Çok kaliteli çok uygun teknolojiler var çoğu ücretsiz özellikle hobi olarak kullanmak için. Bunların başında ilk olarak Unity oyun motoru geliyor. Kendine ait çok ciddi bir destek çok ciddi bir kullanıcı topluluğu olan Unity oyun motoruna bakmalarını öneririm. Birkaç kişi birleşerek ufak ekipler halinde de çalışabilirler ancak şart değil çevrelerinde kimse yoksa kendi başlarına da çalışabilirler. Zaten bunu hobi olarak yapmak çok kolay. Hobi olarak yaptıktan ve belli bir noktaya geldikten sonra bunu kendi adınıza ya da bizim gibi firmalarda profesyonel olarak da yapmak çok daha mümkün çünkü oyun sektörü çok hızlı gelişiyor.
 
Hazırlayanlar;
 
Ahmet Küçük
İlyas Alper Şener
Eren Dinçel
İstemem dünyanın saltanatını
Süslü giyimini, arap atını
Bilirsem Türk'lüğün var kıymetini
Vatanım milletim bana kafidir.
                                 AŞIK VEYSEL 1957
Ara
Cevapla }
Teşekkür Edenler: -zombi-
#2
Teşekkürler
Ara
Cevapla }
Teşekkür Edenler: CengizHan
#3
Düello Kardes Savaslar Gecek Cımsı Olm s Harikulade Beyler
Ara
Cevapla }
Teşekkür Edenler:


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Oyungezer Röportaj (20 Ağustos 2016) Chaos 0 624 20-08-2016, Saat: 19:04
Son Yorum: Chaos
  Armağan Yavuz ile Bannerlord hakkında röportaj RagnarLothbrok 11 4,119 02-07-2016, Saat: 16:29
Son Yorum: Akif44

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi